GAFÛR, GAFFÂR, ĞÂFİR

Her üç ismin kökü olan ĞAFR, örtmek, gizlemek, kirlenmekten korunmak maksadıyla bir şeyin üstünü örtmek anlamında.

Kur’an-ı Kerim’de bu kökten türemiş 234 kelime bulunmaktadır: Bunlardan beş tanesi bağışlamak anlamında insana izafe edilmiştir. 187 tanesi de doğrudan Allah’ü Teâlâ’ya izafe edilmiştir.

Üç isimde de muhteva
1 – Hata ve kusurları örten,

2 – Günahkârı dünyada da ahirette de cezalandırmayan (cezayı gizleyen) – Allah’ın kendisi için seçtiği tarz, insanların güzelliklerinin görünmesi, gözükür hâle gelmesidir. Bu maksatla Allah bir iyiliği on sayar, bir kötülüğü de bir kötülük. Yine bu maksadla Allah günahlarını, kusurlarını bağışlar, örter ki güzellikleri gözükür hale gelsin. Bağışlamasının değişik şekilleri bize asılda onun tarzının güzelliklerinin görünmesi ve bundan hareketle görünmesini engelleyen kusurların örtülmesidir. Yapılan bir kötülüğün, yapılan bir iyiliğin on sevabından bir tanesiyle giderilmesi de bundandır. İnsanlar arası muamelede de aynı tarz yani güzelliklerinin görülür hâle gelmesi için çirkinliklerinin örtülmesi tarzı takip edilmelidir.-

3 – Günahkârın durumunu gizleyen: Buna delîl:
Buharî, Müslim, Hanbel, İ. Mâce,  Hûd 18 

İbn Ömer (r.a.) Rasûlullah’ı (sav) şöyle buyururken işittim: Şüphesiz Allah mümini yaklaştırıp üzerine korumasını örter gizler ve şu günahını biliyor musun, şu günahını biliyor musun? diye sorar. O da evet biliyorum ey Rabbim der, sonunda günahlarını ikrar ettiğinde içinden artık işinin bittiğini, helâk olduğunu görüp düşündüğü sırada Allah, dünyada senin üzerindeki günahları güzleyip örttüm bugün de onları bağışlıyorum buyurur, arkasından iyiliklerinin yazıldığı kitap verilir. Kâfir ve münâfıklara gelince şahitler, Rablerine yalan söyleyenler işte bunlardır, iyi biliniz ki Allah’ın lâneti zalimleredir derler.

ĞAFFÂR, üç âyette AZÎZ ismiyle birlikte gelmiştir.

ĞAFÛR ismi ise iki âyette tek başına 71 yerde RAHİM ile birlikte, bir yerde de ZÜRRAHME ile birlikte gelmiştir.

Bir yerde de RAHİMUN ĞAFÛR şeklinde gelmiştir.

Bir tek yerde VEDÛD ismi ile gelmiştir. Bunlardan başkası HALÎM, AFÜVV isimleri ile gelmiştir.

GAFÛR ve GAFFÂR mübalağa ifade ederler. Aralarındaki fark hususunda Zeccâc, GAFFÂR günahları dünyada örten, GAFUR ise ahrette bağışlayan demektir, der.

Kuşeyrî, GAFFÂR’ın daha çok mübalağa ettiğini ifade ederek, asıl mağfiret kulun tevbesi ve itâatıyla değil ilâhî lütufla gerçekleşir der. İbn Arabî de GAFFÂR’ın, GAFÛR’a göre daha fazla mübalağa ifade ettiğini söyler.

Gazalî, GAFFÂR tekrarlanan hata ve kusurları, GAFÛR ise her nevî günahı bağışlamayı ifade eder. Bir çeşitten günahı bağışlayana GAFUR denmeyeceği gibi, bütün günahları kuşatsa bile sadece bir defa bağışlayan için de GAFFÂR ismi kullanılmaz.

Gazalî’ye göre GAFFÂR, güzel olanı gösterip çirkin olanı gizleyen demektir. Günahlar, Allah’ın dünyada üzerlerini örtü ile gizlediği, ahrette de cezalandırmaktan vazgeçtiği çirkinliklerdir. Ğafr (غَفر ) örtmek manasınadır. Allah’ın kulu üzerindeki iki setri (ğafr)

1 – Görenlere çirkin gelecek yerleri içeride, güzel gelecek yerlerini de dışarıda yaratmış olmasıdır.
2 – Kötü düşünceler ve çirkin arzularını kimsenin vâkıf olamayacağı kalbinde gizlemesi. Kimsenin nüfûz edemeyeceği bir yeri bunların karargâhı kılarak kendisinden başkalarına örtmüştür.
3 – Kulun başkalarının yanında mahcup olmasına, itibar kaybetmesine sebep olacak günahlarını bağışlamasıdır.
4 – Bir başka şekli de imanla ölenlerin güzel amellerinin sevabıyla günahlarının çirkinliklerini örtmek için kötü amellerini güzel amelleri dönüştürür.

Mağfiret’ten türemiş üç isim vardır:

ĞAFİR (غَافِرْ ) Esma-i Hüsna listesinin bulunduğu hadis rivayetinde yer almamakta, sadece Kur’an’da bir ayette karşımıza çıkmaktadır. Gâfir 40/3

ĞAFUR: Kehf 18/58, Buruc 85/14, Hıcr 15/49, Zümer 39/53, Nîsâ 4/110

GAFFÂR: Tâhâ 20/82, Nuh 71/10, Zümer 39/5

Kul da işlediği masiyetler dolayısıyla Allah tarafından üç isimle isimlendirilmiştir:

ZÂLİM:
Sonra kitabı kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.     Fâtır 35/32

ZALÛM:
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir. Ahzab 33/72

ZALLÂM:
De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o çok bağışlayan çok esirgeyendir. Zümer 39/53

Sanki Cenab-ı Hak, kulunun masiyetle ilgili zulmü konusunda üç ismi var, benim de kulumun bu hallerine mağfiret ile rahmet etmem üç değişik şekilde gerçekleşir: Sen zalim olursan ben ĞÂFİR, zalûm olursan ben ĞAFÛR, zallâm olursan ben de ĞAFFÂR olurum.

Allah Teâlâ ĞAFİR’dir amel defterinden masiyeti giderir, ĞAFÛR’dur, meleklere senin amellerini unutturur, ĞAFFÂR’dır öyle bir unutturma gerçekleştirir ki sanki sen günah değil iyilik işlemiş olursun.

GÂFİR’dir dünyada, ĞAFÛR’dur kabirde, GAFFÂR’dır kıyamet meydanında.

ĞÂFİR’dir ilmel yakîn inananlar için, ĞAFÛR’dur aynelyakîn inananlar için, ĞAFFÂR’dır hakkalyakîn inananlar için.

Cürcanî, Tarifât’ta, mağfiret, bağışlama, kâdir olanın kudreti altındaki kimseden sadır olan çirkin bir davranışı örtmesidir. O kadar ki bir köle, efendisinin kusur ve aybını azarlamasından korktuğu için örtse mağfiret etti denmez.

Bütün peygamberler Cenab-ı Hakk’tan mağfiret talebinde bulunmuşlardır.:

Hz. Âdem:
Rabbımız kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize acımazsan kaybedenlerden oluruz, dediler. Araf 7/23

Hz. Nuh:
Eğer beni bağışlamazsan ve bana acımazsan kaybedenlerden olurum. Hud 11/47

Hz. Mûsâ:
Rabbim ben kendime yazık ettim beni bağışla dedi. Kasas 28/16

Bir tek günahı bağışlayan ĞÂFİR, 1000 günahı bağışlayan ĞAFÛR, sayılamayacak kadar günahı bağışlayan da ĞAFFÂR’dır.

Allah Teâlâ kimleri, hangi vasıflara sahip olanları bağışlar:

1 – Emirlerine uygun hareket edenler. Bakara 58, Araf 7/161
2 – Rasûlüne ittiba edenler, Âli Îmran 3/31
3 – Allah’a ittikâ edenler. Enfal 8/29
4 – Allah’ın kalplerinde hayır bulunduğunu bildikleri, Enfal 8/70
5 – Affedip görmezden gelenler, Nûr 24/22
6 – Önce inananlar, inananların ilkleri, Şuara 26751
7 – Allah’tan ittikâ edip doğru söz söyleyenler, Ahzab 33/70-71
8 – Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyenler, Zümer 39/53
9 – Allah’ın davetçisine icabet edenler, Ahkaf 46/31
10 – Allah’tan ittikâ ve Rasûlüne (s.a.v.) iman edenler, Hadid 57/28
11 – Allah’a ve Rasûlüne (s.a.v.) inanıp mallaı ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, Saf 61/11-12
12 – Karz-ı hasende bulunanlar, Teğabün 64/17
13 – Allah’a kulluk eden, karşı gelmekten sakınan ve Rasûlüne (s.a.v.) itaat edenler. Nuh 71/2-3
14 – Kendime zulmettim beni bağışla diyenler, Kasas 28/16
15 – Bir kötülük yaptıklarında, kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahları için bağışlanma talep edenler, Âli Îmran 3/135
16 – Nefislerine zulmettiklerinde Rasûle gidip bağışlanma dileyen Rasûlün de (s.a.v.) kendileri için bağışlanma talep ettikleri, Nîsa 4/64
17 – Kötülük yapan veya nefsine zulmeden sonra da Allah’tan bağışlanma talep edenler, Nîsa 4/110
18 – İşledikleri kötülüklerde bile ısrar etmeyenler, Âli Îmran 3/135
19 – Allah yolunda ölen veya öldürülenler, ÂliÎmran 3/157
20 – Mücahitler, Nîsa 4/95-9
21 – İman edip de Salih amel işleyenler, Mâide 5/5, Hacc 22/50
22 – Gerçek mümin olanlar, Enfal 874-74
23 – Sabredip ameli Salih işleyenler, Hud 11/11
24 – Temiz kadınlar (Tayyibât) Nur 24/26
25 – Zikreden erkek ve kadınlar, Ahzab 33/35
26 – Zikre uyan, gayben Hakk’tan korkanlar, Yasin 36/11
27 – Müttakiler, Muhammed 47/15
28 – Rasûlüllah’ın (s.a.v.) huzurunda seslerini kısanlar, Hucûrât 49/3
  Allah Teâlâ kimleri bağışlamaz:

1 – Kendisine ortak koşanları:
Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar. Nîsa 4/48

2 – İman edip inkâr eden… sonra da inkârlarını artıranlar:
 İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip inkâr edenleri sonra da inkârlarını artıranları Allah ne bağışlayacak ne de onları doğru yola iletecektir. Nîsa 4/137

3 – İnkâr edip zulmedenler:
İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları bir yola da iletecek değildir. Nîsa 4/168

4 – Münafıkları:
Onlara (münafıklara) mağfiret dilesen de dilemesen de birdir. Allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır.  Münâfikun 63/6

5 – İnkâr edip Allah yolunda alıkoyan ve kâfir olarak ölenler:
İnkâr edip Allah yolundan alıkoyanları ve sonra da kâfir olarak ölenleri Allah sala bağışlamaz. Muhammed 47/34

Allah bağışlamaz mağfiret etmezse ne olur:

1 – Hâsîrlerden (zarara uğrayanlardan) olur:
Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka zarar uğrayanlardan olacağız. Araf 7/149

Adem ile eşi dediler ki: Ey Rabbimiz Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. Araf 7/23

Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen ziyana uğrayanlardan olurum.
 Hud 11/47

2 –Yola hidayet etmez:
Allah asla bağışlayacak değildir. Yola hidayet edecek de değildir. Nîsa 4/168

Allah onları bağışlayacak değildir. Yola hidayet edecek de değildir. Nisa 4/137

Allah  Teâlâ kulunun nelerine mağfiret eder:

1 – Hatâya:
Sizin hatalarınızı bağışlayalım. Bakara 58

2 – Hatîât:
Hatalarınızı bağışlayalım A’raf 7/161

3 – Zünûb:
Günahlarınızı bağışlayalım.  A. Îmran 31

4 – Hatâyânâ:
Rabbımızın hatalarımızı bağışlayacağını umarız. Şuara 26/51

5 – Hatîetî:
Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O’dur.   Şuara 26/82

6 – Min zünûbüküm:
O sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak…. için sizi çağırıyor. İbrahim 14/10

7 – Mâ kad selef:
İnkâr edenler vazgeçerlerse geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle. Enfal 8/38

8 – Mâ teahhara ve mâ tekaddeme:
Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Feth 48/2

İnsan Allah Teâlâ’dan nelerinin ve kimlerin bağışlanması talebinde bulunur:

1 – Zünûbenâ:
Ey Rabbimiz, iman ettik, bizim günahlarımız bağışla, bizi ateş azabından koru diyenler. Âli Îmran 3/16

2 – Lî (beni):
(Mûsâ) Ey Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kabul et. A’raf 7/151

3 – Lenâ (bizi)
(Mûsâ) Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı. Sen bağışlayanların en iyisisin. A’raf 7/155

4 – Liebî (babam):
Babamı da bağışla çünkü o sapıklardandır. Şuara 26/86

5 – Lillezine tâbû (tevbe edenleri):
Ey Rabbimiz senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabında koru. Mümin 40/7

6 – İhvâninâ (kardeşlerimizi):
Rabbimiz, bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla. Haşr 59/10

7 – “Mü’minîn” ve “vâlideyye” (ana-babamı):
Rabbimiz hesap günü beni, ana-babamı ve müminleri bağışla. İbrahim 14/41

No Comments

Leave a Reply