Tasavvuf Atölyesi | 7 Mart 2014

GEYLANİ OKUMALARI

FÜTUHU’L GAYB (19. SOHBET)

“Allah’ın kendisinden râzı olduğu kişi şöyle buyurdu: İmân ve yakînin zayıf olduğu bir zamanda bir vaadde bulunursan, vaadine bağlı kal.
Ondan vazgeçme ki imanın kaybolmasın ve yakînin seni terk etmesin. Kalbinde bu vefâ duygusu kuvvetlenip iyice yer ettiğinde Allah Teâlâ’nın şu sözüne muhâtab olursun:
“Bugün katımızda güvenilir ve emîn birisin.” (Yusuf, 54)
Sen bir hâlden başka bir hâle geçtikçe sana yapılan bu hitâb tekrarlandı ve önce
havâsstan, sonra havâss’ül havâsstan oldun. Sende ne bir irade ne de bir arzu kaldı.
Beğeneceğin bir iş, hissedeceğin bir yakınlık veya arzunu kendisine celbeden ve senin gözünü dikeceğin bir menzil yoktur artık. İçinde hiç sıvı tutamayan çatlak bir kap oldun.”
EL-FETHU’R-RABBANİ (19. SOHBET)
“Allah cenneti ve cehennemi yaratmamış olsaydı bile kendisinden korkulmaya ve ümit edilmeye lâyıktır. Rızasını isteyerek O’na itaat edin. Onun vereceği mükâfattan ve cezadan size ne? Allah’a itaat etmek, buyruğunu yerine getirerek, yasaklarını terkederek ve kaderine boyun eğerek olur.”
“Ağlamak bir ibadettir ve alçalmanın son noktasıdır.”
“Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister, Allah ise seni senin menfaatin için ister.”
“Daima korku içinde ol ve Rabbinin huzuruna çıkıncaya, kalp ve beden ayakların O’nun huzurunda sapasağlam basıncaya ve eman belgesi eline verilinceye kadar kendini güvende bilme.”
“A câhil! Allah’a yüzünü dönüyor ve O’nu kalbinin arkasına atıyorsun ve insanlara hizmet etmekle uğraşıyorsun. Allah dostları, Allah’a hizmet etmekle meşgul oldular. O da onları kendisine yaklaştırdı, böylece onlar Allah’ı tanıdı.”
“Başına gelen bütün sıkıntılar, Efendinden uzaklaşıp başkalarını tercih ettiğin içindir.
İnsanları gerçekten tanımış olsan onlara buğzeder, Yaratıcılarını severdin.”
“Kimin bakışı sağlam ise baş gözüyle insanlara, kalp gözüyle de Allah’ın tasarrufuna bakar.”
“Kim hizmet ederse, hizmet görür. Kader geldiği zaman kendini karaya veya denize taşımasına, dağa veya tepeye götürmesine, acı veya tatlı yedirmesine rıza gösterir.
Yücelik ve alçaklıkta, zenginlik ve fakirlikte, sağlık ve hastalıkta da rıza gösterir.
Kaderle birlikte yürür. Kader onun yorulduğunu anlayınca sırtından iner ve onu
kendi sırtına alır. Artık kadere binen odur. Kader ona hizmet eder, alçalır. Çünkü artık o, Allah’a yakın ve onun katında değerlidir. Bün bunlar nefsine, hevasına, tabiat ve alışkanlıklarına, şeytanına ve kötü arkadaşlara uymadığı içindir.”
CİLÂU’L HÂTIR
“Kul nefsinden, hevâsından, iradesinden ve halkı görmekten fâni olunca görüntüsü (bedeni) ile dünyada olsa da manası ile ahirette olur. Allah’ın ilminde (takdirinde) ve onun elinin içinde olur. Onun kudret denizinde yüzer.”

No Comments

Leave a Reply