Tasavvuf Atölyesi | 14 Mart 2014

YA CEBBARU

Cebbâr, iradesini ve azametini gösteren demektir. Kulun iç ve dış (zahirî ve batınî) bütün organları ve duyularının kendi isteği doğrultusunda hareket ederek, iradesinin taaluk ettiği bütün alanlarda O’na boyun eğmesi amacıyla bu isme ihtiyaç duyar.
Cebbâr esması “himmet” ile gerçekleşir. Dolayısıyla “esfele safilîn” de olan kul Cebbâr esmasını idrak edemez. Fakat namazda arş-ı azama çıkmışsa müstesna. O zaman o idrak bir daha aşağı inmez zaten. Daha somut olmak gerekirse önce kâinattan Hâlık’ını soran seyyah olmak lazım gelir.
Cebbar esmasına ihtiyacımızın temelinde kontrol edemediğimiz nefsimiz, arzumuz, şehvetlerimizden kurtulabilmek vardır. Bu niyetle okursak esmayı, Allah Teâlâ bizi cebren kendine döndürür.
Cebbar esmasının bizde yansıması için zâhiren ve bâtınen bütün irademizi satmamız lazım. Kişi karz-ı hasen yaparsa Allah onda Cebbar esmasını tahakkuk ettirir. Herşeyi satmayı başardığımızda ertesi günkü halimiz, her adımda “Allah nasıl isterdi?”, sorusunu sormak olur.

Etiketler:

No Comments

Leave a Reply