Mesnevi Okumaları Dersinden Notlar 1

Mevlana Hazretlerinin Mesnevi’sinden bu hafta okuma yapılan bölümler aşağıda yer almaktadır.

KULAĞI İŞİTMEYENİN HASTA KOMŞUSUNU ZİYARETE GİTMESİ :

Sağır bir adama, komşusunun hasta olduğunu haber verdiler.

Adam kendi kendisine:

– Bu sağır kulakla hastanın sözlerini nasıl anlayacağım, dedi. Hele de hastalıktan sesi iyice yavaş çıkıyorsa. Fakat ziyaret etmek de lazım. Dudağını oynattığını görünce ne dediğini kıyas yoluyla düşü­nür anlarım. “Ey benim dertlere düşmüş dostum, nasılsın?” derim,

o da tabi” ki, “iyiyim, çok şükür” diyecek. Ne yiyip içtiğini sorarım, mesela “mercimek çorbası” diye cevap verir, ben de “Afiyet olsun!” derim. Hangi hekime tedavi olduğunu sorarım, o da “filanca” der, ben de “Ayağı çok uğurludur, geldi mi işin tıkırında demektir. Onu biz de denedik, nereye vardıysa maksat hasıl oldu” diye karşılık veririm.                                                                                            

Adam, kıyas yoluyla hazırladığı cevaplarım düşünerek hastanın hal ve hatırını sormaya gitti.

– Nasılsın, dedi.

– Öldüm, bittim.

– Oh ne âlâ, çok şükür.                                                          

Hasta bu cevaba kızdı, canı bir hayli sıkıldı.                          

– Anlaşıldı, bu adam benim kötülüğümü istiyor, halime seviniyor, diye düşündü.

– Ne yiyip içiyorsun, diye sordu ziyaretçi. Canı sıkkın olan hasta:

– Zehir zıkkım, diye cevap verdi. Adam, daha önceden tasarladığı gibi:

– Afiyet olsun, dedi. Hasta buna daha çok içerledi.

– Tedavi için hangi hekim geliyor, diye sordu ziyaretçi. Hasta öf­keyle:

– Def ol başımdan, dedi, Azrail geliyor.

– Ayağı pek uğurludur, dedi adam, sevin, neşelen!

Sağır adam, vazifesini hakkıyla yaptığını, komşuluk hakkını gö­zettiğini düşünerek sevinçle dışarı çıktı. Hasta ise:

– Bu adamı tanıyamamışım, meğer can düşmanımmış, diyordu. Aklına bir yığın kötü şeyler geliyor, ona haber gönderip dersini vermeyi kuruyordu.

– Bu ağzı bozuk köpek nerde ki cevabını vereyim, diyordu, o za­man hastalığımdan cevap vermek aklıma gelmedi. Benim acınacak halimi görüp keyiflenmek istemiş.

Sağır adamın yaptığı kıyas yüzünden on yıllık dostluk yıkılıp gitmişti, ilk kıyas yapan Şeytandı. “Kuşkusuz, ateş topraktan daha iyidir,” dedi, “ben ateşlen, o topraktan yaratıldı”. Allah u Teala c.c.. ise, “Hayır, soy sop yok,” buyurdu, “takva ve zühd, faziletin mihra­bıdır”.

Hikayeden çıkartılacak birkaç ders:

  • Kendinizi olmadığınız biri gibi göstermeye çalışmayın
  • Tul-i emel sahibi olmayın. An’ı idrak ederek olayları an’da yaşamayı düstur edinin.
  • Asla hiçbir şeyi gösteriş için yapmayın.En büyük duyu kaybı kalbin hislerini kaybetmesidir.Hakiki körlük nefsin gözü ile görmek, hakiki sağırlık nefsin kulağı ile duymaktır.

Allah katından gerçekten duymayan ve görmeyenler kendi nefsini ilah edinenlerdir. Allah’ın gözüne, kulağına, kalbine mühür vurduklarından olmaktan Allah’a sığınırız. Allah bizleri manevi mühürlerden muhafaza eylesin.

No Comments

Leave a Reply